17 Eylül 2019 Salı

Sign Istanbul fuarı yaklaşırken Sektörün Fuarlara bakışları...

Fuar Katılımcılarının Bakış Açıları


Fuarlar, katılımcılar açısından aynı anda binlerce potansiyel müşteri ile buluşma. Iş olanakları bulma 

ve piyasayı takip etme yanında, pazarlama aracı olarak önemli bir yer tutmaktadırlar.

Bizim ülkemizde Fuarlar, özellikle baskı sektöründe potansiyel müşteriler bulma ve ekipman ve 

makine satmada son 15 senede azalan bir ivme ile devam etmektedir.

Bu sözlerim Fuarların öneminin direkt satış anlamında azaldığını göstersede , potansiyel müşteri, iş 

olanakları ve piyasa nabzını tutmak amacı ile halen çok değerlidir.

Bunun yanında Fuar katılımcılarının , özellikle düşen ekonomik göstergeler çerçevesinde , birçok 

katılımcı , yatırdıkları fuar harcamalarının geri dönüşümlerinin 6 ay -1 yıl bazende hiçbir zaman 

alamadıklarını , bunun yerine fuara katılmayıp , ciddi indirimler yaparak kendi firmaları 

showroomlarında Fuarla aynı zamanda , ziyarete gelen müşterileri ağırlamaktadırlar.

Bu Trend hem ülkemizde hemde Batı Avrupa'da hızla artmaktadır, Örneğin, Son Fespa fuarında , 

Mutoh firması fuar yakınında aynı zamanda bir otelde yaptığı tanıtımlar güzel bir örnektir.

Sektör duayen ve liderleri genellikle , eskiden gelen alışkanlık , ve bilgelikleri ile enseyi karartmanın 

kimseye faydası olmadığını düşünseler de , herkesin matematiği ve değişen dünya ve gerçeklere 

adapte olma hızı farklıdır. 20 sene önce yapılan bir pazarlama etkinliği  bugün artık anlam ifade 

etmeyebiliyor.

Veya 20 sene önce olmayan bir Pazarlama etkinliği bugün inanılmaz etkili olabiliyor.

Bu hafta gerçekleşecek Sign Istanbul 2019 fuarı , hem Açıkhava Reklam ve dijital baskı sektörünü 

hem de Promosyon sektörü için değerli bir fuar'dır , ancak Katılımcı beklentileri, durağana yakın 

pazarımıza bir ivme katmasıdır.

Ben bu beklentinin çok yüksek olduğunu , Fuarların artık değerlerinin en az 1 yılda geri döneceğini 

düşenenlerdenim.

Bu sebeple bu gerçek ışığında Sign Istanbul 2019 fuarına katılan , değer katan ve bu ciddi maddi 

yükü üstlenip Sektöre değer katmaya çalışan tüm firmalara teşekkür ederim.




10 Eylül 2019 Salı

Dijital baskı'da Eğitim Veren Kurum Neden yok ?

Dijtal baskı'da eğitim



Dijital baskı sektörü tüm Dünya'da hızla yayılan bir sektör, bu sektörün dalları ve branşları olması ve

Hızla büyümesi yanında büyüyen yeni teknoloji ile ilgili eğitim veren, mesleki yeterlilik ve piyasaya

Eleman yetiştiren bir kurum ülkemizde maalesef yok.

Herkes Alaylı, yani yetişerek geliyor, yaşayarak öğreniyor yavaş yavaş.

Alaylı olmak bence çok değerlidir ancak yola doğru bilgiler olmadan kulaktan duyma bilgi ve

Beklenti ile çıkınca, yoldaki deneyimler ile yanlışları ve doğruları uzun bir solukta öğreniliyor.

Para kazanma hırsı, hemen şimdi mantığımız, Eğitim olursa hemen para kazanacakmışız, eğitim iş

Garantili mi gibi beklentiler yüzünden Eğitime ne gerek var anlayışı bence Dijital baskı ‘da Eğitimi

Köreltmiş durumda.

Dijital baskı ile ilgili Eğitim vermek isteyen birçok firma ve kurum yöneticisi farklı zamanlarda

Benimle irtibata geçmiştir, eğitimlerde eğitmen olmamı istemiştir, ancak biraz detaylı araştırınca

Pazarı kendilerinde bu işin Eğitim alması gerekenler tarafından hor görüldüğüne, iş verenlerin Bilgi’den

Daha çok Tecrübeye veya ucuz iş gücüne değer verdiğini görmüş ve eğitimleri ücretli

Yapamayacaklarını idrak etmişlerdir.

Ancak Çin'de, Rusya'da Dijital baskı, Anket teknolojileri için inanılmaz eğitimler, üniversitelerde

Kürsüler ve hatta bölümler mevcuttur. İngiltere, ABD’yi saymıyor bile.

Ülkemizde eğitim için yapılan tek çalışmalar, Pazarlama ağırlıklı firmalar tarafından yapılan

Seminerlerdir, bu seminerlerin ilkleri olan HP firması tarafından yapılan DCP Seminerlerinde 2000-

2001 senelerinde eğitim vermiş biri olarak, bu seminerlerin artarak devam etmesinin dijital baskı

Sektöründe değer katacağını düşünmekteyim.

Eğitim ile Para kazanılmaz, Diploma karın doyurmaz algısı Ülkemizde o kadar yaygındır ki, Alaylı

Olmak bu yüzden çok değerlidir.

Aslında Doğrusu Teori ile Pratiği,  Alaylı olmakta aynı anda Eğitimli olmakta şarttır.

Bu bağlamda dijital baskı. Ve inkjet eğitim, seminerler vermek isteyen veya bu eğitim ve 

seminerlere

Katılmak isteyenler benim blog sitemdeki iletişim kutusundan benle irtibat kurabilirler.




3 Eylül 2019 Salı

Beklenti Maliyetinin Sonuçları....

Beklenti , bir olgunun sonunda olması umulan, gerçekleşmesi beklenen şey olarak 

adlandırılmaktadır.


Bunun yanında Ülkemizde özellikle duygusallığı yüksek olan bizlerde Beklenti 

oranlarımızda çok yüksektir.







Çocuğumuzdan beklentimiz, eşimizden beklentimiz, ucuz aldığımız bir üründen , 


pahalı ürün beklentimiz yüksektir.

Bunun yanında , Ticarette ve Ekonomi'deki beklentilerimiz her zaman 

gerçeklerden yüksektir, örneğin, Borcunuz 100 TL , alacağınız 150 TL , ancak Borcunuz 


100TL haftaya  ödenmeli ve alacakları 150 TL bir haftada toplama 

beklentiniz size inanılmaz bir Maliyet yükleyecektir. Çünkü Beklentiler gerçekleri 

%99 taşımazlar ve altında kalırlar. Bu örnekteki kişi 150TL'nin çok azını tahsil 


edecek ve borç ödemesi için tekrar borç almak zorunda kalarak , Borcu borçla ödemek ve 


faiz sarmalının büyümesi ile inanılmaz bir beklenti maliyeti yaratmaktadır.

Beklenti maliyeti firmalarda ne kadar düşük olursa, finansal açıdan (nakit akım 

açısından demiyorum) çok da kafanız rahat olursunuz.

Beklentiye göre yapılan harcamaların sonu aynen yukarıdaki gibi Borç 

yaratmaktadır.


İşleri büyütünce , gelir artacağı beklentisi herkeste vardır, herkes bu beklenti ile işi 

büyütmek için borca girer yatırım yapar, işi büyütme beklentisinin arkasında saklanan 


, borç yapısındaki büyüme beklentisini , gelirle kapatma beklentisine girer ve genellikle 


Borç sarmalarına yakalanır.

Borç yapmadan bir şey sahibi olunmuyor kelimesi doğru olsa'da , Nasıl bir borç beklentisi olmalı ?

Kesinlikle Sizi yormayacak, olumsuz şartlarda sizi borç sarmalarına sokmayacak bir 

Borçlanma olmalı.


Boyunuz 1.8 m ise ben 2.2mt'de dahi yürürüm derseniz denizde, boğulma kaçınılmazdır.



Beklentilerinizi mantığımız ile yönetmeliyiz , duygularımızla değil.